Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Ilgaz-Çankırı

  1. #1
    Mustafa USTA
    T.C Vatandaşı

    *USTA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Yaş
    51
    Mesajlar
    33.034
    Teşekkür / Beğen

    Ilgaz-Çankırı

     


    ILGAZ
    "Anadolu'nun
    sen yüce bir dağısın..."
    Ilgaz'ın yüceliğinin türkülere konu olması, Batı Karadeniz bölgesinin en yüksek dağı olmasından kaynaklanıyor. Kayak mevsimi Kasım ortalarından başlayıp, Nisan ortalarına kadar devam ediyor.

    Yaz-kış yeşil
    En yüksek tepesi (Büyük Hacet Tepe) 2 bin 600 metre olan dağda, kayak merkezi ve oteller 2 bininci metrede yer alıyor. Kayak merkezinde 900 metre uzunluğunda bir telesiyej ile bin 500 metre uzunluğunda bir teleski bulunuyor. Yörenin kristal toz karı, kayak için en kalitelisi olarak kabul ediliyor. Genelde ormanlarının yapraklarını dökmeyen iğne yapraklı ağaçlarla kaplı olması, buranın kışın da yemyeşil görünmesini sağlıyor.

    Büyüyecek
    Önceki yıla kadar tek otelle idare etmek zorunda kalan dağda, bügün iki otel ve bir tatil köyü bulunuyor. Kayak merkezinin göbeğinde yer alan, ancak kamu kurulaşlarına ait oldukları için atıl vaziyette duran tesislerin özelleştirilmesiyle bu sayının artması bekleniyor. Bu arada Kastamonu Holding'in 5 yıldızlı bir otel inşa etmeyi ve Amarikalılarla işbirliği yaparak burayı Türkiye'nin en uzun pisleriyle donatmayı amaçlayan çalışmaları da sürüyor.

    Adı nerede geliyor?
    Sümerler döneminde yörede yaşayanlara "Gaslar" deniyor. Sümerce'de "Tumanna" şehir anlamına geliyor. Yöre gaslar şehri yani "Gas-Tumanna" olarak anılıyor.
    Yine Sümerce'de "El" il anlamına geliyor. O dönemde Ilgaz, "Gas-Tumanna"ya bağlı olduğundan "El-Gas" deniyor. Osmanlı döneminde "Koçhisar" adını alan yörede "İlk Tunç Çağı"nın izlerine rastlanıyor

    Çift girişi var
    Yarısı Çankırı, yarısı Kastamonu sınırları içinde kalan Ilgaz Milli Parkı'nın 1-2 kilometre arayla iki ayrı girişi bulunuyor. Doruk Otel'e, Zirve Kafe'ye ve pistlerin üst kısmına gideceklerin, Ilgaz yönünden gelirken ilk sapaktan; Ilgaz Mountain Resort, Dağbaşı Otel ve kayak merkezine gideceklerin ikinci sapaktan sola sapmaları gerekiyor. Milli parka girişte otomobiller için ücret ödeniyor.

    Pistler
    Kayak pistleri 1800-2000 m yükseklikleri arasında yer alıyor. Sezon içinde kar kalınlığı 50-200 cm.arasında değişiyor.
    Kayak merkezinde bir adet çift iskemleli telesiyej ile bir adet tesisi bulunuyor. 700 m. uzunluğundaki telesiyej 700 kişi/saat, 950 m. uzunluğundaki teleski 1000 kişi/saat kapasiteyle çalışıyor.
    Merkezde Doruk otele ait bir babylift de bulunuyor.

    "Mangal turizmi"
    Eskiden turizm deyince akla sadece güneş, deniz, kum ve kar gelirdi. Doğa, kültür, kongre turizmi gibi alternatifler daha sonra akıl edildi. Günümüzdeyde buna bir de mangal turizmi eklendi.

    Mangal turu
    Dağa günübirlik tur düzenleyen seyehat acentalarının bazıları yemek molasını Doruk Otel'de veriyor. "Alo Turizm Merkezi" gibi bazı tur organizatörleri ise yemeği, özellikle kar tipi olmayan günlerde, açık havada vermeyi tercih ediyor. Kayak merkezinin sağ tarafında ağaçlar altında hemen seyyar mutfaklar kuruluyor. Varilden bozma devasa mangallar yakılıyor. Başına bu işten anlayanlar geçiyor. Kömürler közlenince gerçek "Açık büfe" ekmek arası sucuk, çay, meşrubat servisi yapılıyor. Tura katılanların keyifleri her hallerinden belli oluyor.

    Meraklısı çok
    Özel arabasıyla gelen mangalcılar ise, buranın devamında ayrılan yeri mesken tutuyor. Erken gelenler, az sayıdaki masaları kapma şansına sahip oluyor. Ancak, geç gelenler "ayakta kaldık" diye üzülmüyor. Zira dağın tertemiz havası iştahları öyle bir açıyor ki, gelenler oturduğu yere değil "yediğinin devamı var mı" diye bakıyor.

    Sucuk lider
    Mangallarda pişenlere bakacak olursak, sucuk liderliği kimseye kaptırmıyor. Köfte ikinci sırada yer alırken, et ve tavuk üçüncülüğü paylaşıyor.

    Hamsi bile var
    Doğan Kibaroğlu, Engin Altun, Nihat Cömert gibi Samsunlu ehlikeyif arkadaşlarsa alışılagelmiş mönüyle yetinmiyor. Dağ başında hamsi ızgara, hamsi tava yapıyor. Üstelik tava edecekleri hamsileri mısır ununa bulamayı da vallahi unutmuyorlar. O kadar mı? Tavaya, değme aşçlara taş çıkartırcasına "tam resimlik" sıralıyorlar. Ben gibi imrenirseniz hiç sorun değil... Bakışınızdan anlıyorlar... Gönülleri zengin olduğu için hemen buyur ediyorlar... Çilingir sofralarına karşılık beklemeden ortak ediyorlar.


    Nasıl gidilir
    Yolu uzun ama güzel
    Özel aracı olmayanlar Ilgaz'a otobüsle gelip oradan yola taksiyle devam edebiliyor. Çankırı-Kastamonu arasında çalışan otobüsler de hemen önünden geçiyor. Ancak kış aylarında, özel araç, taksi ve tur seçenekleri dışında bir yolu tavsiye etmem.

    Bakalım biz nasıl gidiyoruz
    Otoyolu gişelerinde kilometreyi sıfırlıyoruz. Kaynaşlı'da otoyoldan çıkıp Bolu Dağı'na sarıyoruz. 225. kilometrede Abant kavşağında tekrar otoyola giriyoruz. 295. kilometrede Gerede-Karabük tabelasını görünce tekrar otoyoldan çıkıyoruz. Samsun yolunu takiben Çerkeş, Kurşunlu üzerinden 435. kilometrede solumuzda Ilgaz ilçesini görüyoruz.

    Bunu unutmuyoruz
    Ancak hemen sapmıyor, benzin almak için devam ediyoruz. 2 kilometre sonra Kastamonu-Ankara-Samsun sapağındaki Akbak-BP dinlenme tesislerine geliyoruz. Her zaman yaptığımız gibi dağda lazım olabilecek (kağıt mendil, ciklet vbg...) ufak tefek ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz.

    Milli Park'a ulaşıyoruz
    Depomuzu fullayıp, tekrar geldiğimiz yöne doğru gidiyoruz. (Tersine devam edip biraz ilerdeki Kastamonu sapağından saparsanız dağa, Ilgaz ilçesine girmeden çıkarsınız.) Ilgaz tabelasını görünce sağa sapıyoruz. Manzarası enfes bir yoldan 30 kilometre daha gidiyoruz, kayak merkezinin bulunduğu Ilgaz Milli Parkı'na ulaşıyoruz.

    Manzara doyumsuz
    Bizim hesaba göre yol toplam 470 kilometre sürüyor. Buradan 40 kilometre daha gidildi mi Kastamonu'ya ulaşılıyor. Orman içinden geçen Ilgaz-Kastamonu yolunun manzarası insanı adeta büyülüyor.

    Gideceğiniz yere göre
    Yarısı Çankırı, yarısı Kastamonu sınırları içinde kalan Ilgaz Milli Parkı'nın 1-2 kilometre arayla iki ayrı girişi bulunuyor. Doruk Otel'e, Zirve Kafe'ye ve pistlerin üst kısmına gideceklerin, Ilgaz yönünden gelirken ilk sapaktan; Ilgaz Mountain Resort, Dağbaşı Otel ve kayak merkezine gideceklerin ikinci sapaktan sola sapmaları gerekiyor. Milli parka girişte otomobiller için ücret ödeniyor.

    Bunlara dikkat
    Böyle yerlerde havanın deniz gibi aniden döndüğünü aklınızdan çıkarmayın. Aralık-Nisan döneminde ortalık günlük güneşlik de olsa "sakın ha" aldanıp, zincirsiz takozsuz yola çıkmayın.
    Karlı buzlu yollarda benzin tüketiminin anormal artıp katladığını unutmayın. "İki adımlık yere gidiyorum" demeyin. Depunuzu Ilgaz'a sapmadan mutlaka fullayın.

    Meraklısına özel
    Hemen her yerde olduğu gibi bu yörede de alabalığın tereyağında tavası yapılıyor. Ben gibi ızgarasına meraklıysanız, Kastamonu-Ankara-Samsun sapağındaki Akbak-BP dinlenme tesislerinde bulunuyor. Aşçıbaşı Fahrettin Turan pişiriyor, garson Halil Taşkınoğlu servis ediyor. Size de afiyetle yemesi düşüyor.

    Bu "ara nağme keyif"ten aracınız da nasipleniyor. Bir güzel yıkanıp, yol yorgunluğunu üzerinden atıyor.
    Tel: 0376 416 2400

    Nerede kalınır
    Konaklamak sorun değil
    Önceki yıllarda sadece kışın açık olan tesisler, doğa turizminin ön plana çıkmaya başlamasıyla, artık yazın da hizmet veriyor.
    Mountain Resort Doruk
    Dağbaşı
    Derbent

    Nerede ne yenir
    Ilgaz'da
    otellerinkiler dışında
    bir tek yeme içme yeri bulunuyor.
    Zirve Cafe

    Neler yapılır





    Yazın da alternatif çok
    Geceleri
    Ilgaz'da güneşin düşmesiyle birlikte liftler duruyor. Kayakçılar çekiliyor. Ortalıkta kimse görünmez oluyor. Akşam yemeğinden sonra ortalık yeniden canlanır gibi oluyor. Kimi kaldığı otelde şömine başında yerini alırken, kimi Zirve Cafe'ye çıkıyor. Kimi de kamp ateşi çevresinde düzenlenen, şarap eşliğinde sucuk ekmek partilerine katılıyor.

    Baharda
    Yöre, bahar ve yaz aylarında, kışın olduğundan çok daha fazla alternatif sunuyor. Çevrede yapılan doğa turlarına doyum olmuyor.


    Yanıbaşında bunlar var


    Safranbolu'ya çok yakınsınız
    Yolu bahar ve yaz aylarında Ilgaz'a düşenlere, Kırkpınar yaylası'nı, Pınarbaşı'nı, Ilıca Şelalesini ve tabii Safranbolu'yu görmeden geçmeyin derim.

    Orkide cenneti
    Bu arada unutmadan hatırlatayım, yöre aynı zamanda bir orkide cenneti. Nitekim ilkbaharda yöredeki ormanlarda 30'a yakın çeşidine rastlanıyor.

    İnsan Manzaraları



    Kaç Kilometre

    İstanbul 470 Bolu 220 Ilgaz 30
    Kastamonu 40 Çankırı 73 Ankara 203

  2. Beğeni ihsan_18 liked this post
  3. #2
    Mustafa USTA
    T.C Vatandaşı

    *USTA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Yaş
    51
    Mesajlar
    33.034
    Teşekkür / Beğen
    İLÇEMİZİN ADI NERDEN GELİYOR?




    Bugünkü adını Ilgaz Dağlarından alan ilçe Antik Çağda Climata daha sonraları Kimistene olarak bilinen bir yerleşim merkezi içinde iken Anadolu'nun Türkleşmesi ile birlikte ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde Koçhisar-ı Bala olarak adlandırılmıştır.

    Ilgaz'a ait Osmanlı kayıtları 1854 yıllarına rastlar. İlçe adı salnamelerde Koçhisar veya Koçhisar-ı Bala olarak kaydedilir. Bu yıllarda ilçe merkezi Bucura Köyüdür.Bucura Köyünün büyük bir yangın geçirmesi sonucu ilçe merkezi Belören bucağına nakledilir.19.yy ikinci yarısında Çankırı'ya bağlı olan ilçe daha sonraları Kastamonu'ya bağlanmıştır.Osmanlı yerel yönetiminde Çankırı'ya bağlı bir kadılık ve 1284 H. teşkilatı ile Mecidiye adını alarak ilçe olmuş, 1922 yılında Ilgaz adını almış ve 1929 yılında Çankırı'ya bağlanmıştır


    TARİHÇEMİZ


    İlçenin kuruluş tarihinin çok eski tarihlere dayandığını kanıtlayan yüzeysel buluntular elde edilmiş olmasına rağmen kesin yerleşim tarihi belirlenememiştir. İlçe toprakları geçmişte doğu ve batı kültürlerinin kaynaştığı ve farklı kültürlerin bir araya geldiği bir alan olmuştur. M.Ö. 2000 yılına ait Arkhaik Helenistik ve Roma çağına ait buluntular elde edilmiştir. En eski yerleşimin Cendere köyü ile Devrez çayının İnköy ile birleştiği yer arasında bulunduğu Roma-Bizans dönemine kadar indiği tahmin olunmakta ve ileri sürülmektedir.

    İlçenin ilk yerlileri yörede şehir devletleri kuran Prota-Hititlerdir.
    M.Ö. 1300 yıllarında Orta Asya menşeili Hititler Mezopotamya veya Doğu Anadolu üzerinden Anadolu'ya gelerek kendilerinden önce gelen Prota-Hitit'lerin üstünlüğüne son vermişlerdir. Zamanla Prota-Hitit'leri kendi bünyelerinde eriten Hititler Anadolu'da üstün bir medeniyet ve egemenlik kurmuşlarsa da MÖ.. 1200 yıllarında Dor istilasına uğramış ve Anadolu'da karanlık devir olarak bilinen dönem başlamıştır. MÖ. 700 yy. kadarki döneme ait. 500 yıllık bir devreye ait kesin bilgiler elde edilememiştir. Bu dönemde Kafkas bölgesinden gelen Kimmerler Ilgaz yöresini istila etmişlerse de MÖ.. 584 de batıdan gelen Lidyalılar tarafından üstünlüklerine son verilmiştir. Lidyalılar sürekli olarak Medlerle savaşmışlar ve Kızılırmak nehri her iki kavim arasında sınır olarak kalmıştır. M.Ö. 546 da Ilgaz ve çevresi tamamen Perslerin egemenliği altına girmiştir.Büyük İskender'in M.Ö. 330 yıllarında bölgeyi ele geçirmesinden sonra Ilgaz ilçe tarihi de bir açıklık kazanmaya başlamıştır.

    M.Ö. 302-301 Ilgaz ilçe sınırları içinde bulunan Kimiate başkent olarak önemli bir kent unvanını kazanmıştır. H.Kiper ve Leonhard Kimiate'nin yerini İnköy tepesinin olduğu yer olarak ileri sürerken, Cendere ile Kurmalar köyleri arasında olduğunu ileri sürenlerde vardır. M.Ö. 302 yıllarında hareket üssü ve M.Ö. 281 yılında Mithridates'in torunlarından Mithridates Eupatıor burada güçlü bir Pontus krallığının temellerini atar.

    Hitit, Frig, Roma dönemlerine ait buluntular Salman Höyükten ve Cendere köyü höyüklerinden elde edilmiştir. Höyüklerin Roma ve daha eski dönemlere ait olduğu ileri sürülmektedir. 1979 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından yaptırılan araştırmada yazıtlar, keramik ve porselen buluntuları elde edilmiştir.

    Antik kentlerin çarşılarını oluşturan, halkını kötü hava şartlarından koruyan ve her türlü sosyal etkinlikleri gerçekleştiren STOA binalarına ait yazıtlar elde edilmiştir. Stoalar hellenistik kent özelliğine sahip agora, meclis binası ve tapınaklardan meydana gelen bir site özelliğine sahip yapılardır. Kurmalar köyü Demirciler yaylasında bulunan bu eserler
    yerleşimin 900 ile 1000 yıllık bir geçmişi olduğunu kanıtlamaktadır.

    M.Ö. 180 de Çankırı prensi Morzeos Ilgaz'ı ele geçirir. M.Ö. 185-189 da Pontus kralı Pharnakes bölgede üstünlük sağlar. M.Ö 88-64 yıllarında 24 yıl süreli Mithridates savaşları yapılırsa da M.Ö. 120-64 yıllarında arasında Mithridates soyu bölgede üstünlüklerini devam ettirirler. Strabon'a göre Kimiate Mithridates Avpator döneminde oldukça önemli bir kent özelliğini sürdürmüştür.

    M.Ö. 67-63 yılları arasında zayıflayan Mithridates soyunun toprakları Romalıların eline geçer. Romalı konsül Pompeius Roma senatosundan kendi adını taşıyan bir yasa çıkarır ve bu yasa ile Bithnia-Pontus eyaletlerini kurar. Pontus ve Paphlagonia'yı kendi iç işlerinde serbest bırakır. Çankırı (Gangra) krallık ve prenslik olarak eski Çankırı prensi Plaimenes tarafından M.Ö. 64 de Altalos'a verilir. Ilgaz o zamandan günümüze kadar sürekli Çankırı'ya bağlanır. Ilgaz yöresinde oturan halkın o dönemlerde Roma, Bodrum ve Amasya yöresinden geldiği bazı bilimsel eserlerde kaydedilmektedir. M.Ö. 3. yy. a ait Gökçay, Devrez vadileri ve Cendere köylerinde bazı buluntular elde edilmiştir.

    Roma ve Bizans dönemine ait çeşitli eserlerin elde edildiği Ilgaz
    ilçesi ve yöresi 1071 yılından sonra Anadolu'ya akınlar halinde gelen Türk boylarının yönetimine girmiş, Türk boyları bölgede parça parça yerleşmeye başlamışlardır. 1132 yılında Danişment Gazinin kurduğu beyliğin sınırları içine alınan Ilgaz daha sonraları Trabzon'u başkent yapan Pontus Rum İmparatorluğunun kısa bir süre egemenliği altında yaşamıştır. 1213 yılında Selçuklu hükümdarı İzzettin Keykavus Ilgaz'ı imparatorluğun sınırları içine katar ve Candaroğulları beyliği yörede üstünlük sağlar. Çoban Hüsamettin döneminden sonra bir müddet daha bağımsız beylik halinde kalan Ilgaz bölgesi Yıldırım Beyazıt döneminde Osmanlı İmparatorluğu sınırları içine katılır.

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1854 yılında Ilgaz'dan Koçhisar veya Koçhisar-ı Bala olarak bahsedilir. Bu yıllarda ilçe merkezi Bucura köyü dür. Daha sonraları Belören'e nakledilir. 1922 yılında Ilgaz adını alan ilçe bir ara Kastamonu'ya bağlanır. 1929 yılından sonra tekrar Çankırı'ya bağlanarak, Çankırı'nın bir ilçesi olur

  4. #3
    Mustafa USTA
    T.C Vatandaşı

    *USTA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Yaş
    51
    Mesajlar
    33.034
    Teşekkür / Beğen
    İNDAĞI MAĞARALARI

    Devrez çayı kıyısında , Ilgaz'a 5 km. uzaklıkta Çankırı karayolu üzerinde ve İnköy'ün güneyinde yer almaktadır. İndağı Mağaralarında Hellenistik döneme ait beş katlı kaya mezarları vardır. İlk kattaki odalardan birisi kemerli kapı ve tonozlu girişe sahiptir. Duvarları nişlidir. İkinci kat odaları dörtgen biçimli ağaç mimari özelliğini gösteren taş kirişe sahiptir. Tavanlar içten kubbeli üçüncü oda pencereli ve odalar birbirine geçmelidir. Üçüncü katta dörtgen oval planlı sekiz oda vardır.





    KURMALAR KÖYÜ





    Ilgaz ilçe merkezine 15 km. uzaklıkta ve ilçenin kuzey doğusundadır. Demirciler yaylasında Hellenistik çağa ait yazılar ve seramik parçaları bulunmuştur. Cendere Köyüne 10 km. uzaklıkta antik bir adadır.






    ILGAZ TÜMÜLÜSLERİ





    İlçe merkezinde Çankırı-Kastamonu karayolunun batısında üç ve doğusunda bir adet olmak üzere dört tanedir. Kazılan kümülüslerden aslan heykeli çıkarılmıştır.






    SALMAN HÖYÜK





    Cendere Köyü sınırları içinde olup , bakır çağına ait çanak çömlek bulunmuştur. Hitit , Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar bulunmuştur. Cendere Köyü ilçe merkezinin doğusunda ve Çankırı-Kastamonu yolunun batısına düşmektedir. Höyük yüksekliği 30 m. ve tepesindeki hafif düzlüğün boyu 60 m. dir.






    CENDERE KÖYÜ





    Köy arazisi içinde bulunan tümülüsler kazılmış, mezar odası ve lahit ortaya çıkarılmıştır. Roma sonu veya Bizans başı dönemlerine ait olduğu tahmin olunan mezar odaları 270x190 boyunda , 185x80x5 ebadındadır. Ölü yatağı bulunan mezar odası tonozlu mimari özelliği taşır, üstü yassı taşla kapatılmış odada bir lahit vardır.






    ILGAZ HAMAMI





    İlçe merkezinin ortasındadır. Üzeri kubbeli iki yanı tonozlu olup kemerli soğukluk ve sıcaklık bölümleri vardır. Hamamın 1887'de yapıldığı tahmin edilmektedir.






    KURU KÖPRÜ





    Ilgaz-Kurşunlu arasında bulunan Eski Ahır Köyündedir. 4. Murat zamanında yapılan bu köprü köyün karşısında yer alır.






    PAZAR ÇAYI





    Bozan deresinin aşağı kısımlarına bu ad verilir. Aşağıdere ve Yazı Köylerinde tarihi kalıntılar vardır.





    KAYI KÖYÜ CAMİSİ





    Hicri 719, Miladi 1300 yılında Selçuklularca yapılan tarihi Kayı Köyü camisi

  5. #4
    Mustafa USTA
    T.C Vatandaşı

    *USTA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Yaş
    51
    Mesajlar
    33.034
    Teşekkür / Beğen
    DÜGÜNLERİMİZ


    İlçemiz düğünleri köylerimizde 4 gün, ilçe merkezinde ise 2 gün sürmektedir...


    İlçemizde düğünler, genellikle köylerde çarşamba günü akşamı, ilçe merkezinde cumartesi günün akşamı ( Kına gecesi) eğlencesi ile başlar kına gecesinden sonra ertesi günün sabahı, damat donatma (Giydirme) töreni yapılıp gelin almaya kız evine gidilir. Gelin alınıp damat evine getirilir. Akşam damat konulur, üçüncü gün (Duvak) denilen bölümle düğün sona erer.


    Düğünlerde, genellikle davul-zurna eşliğinde eğlenceler yapılır. İkram olarak da pirinç çorbası, pirinç pilavı güveç ve helva verilir

    OYUNLARIMIZ


    Düğünlerde davul-zurna eşliğinde ateş etrafında (Simsim) denilen oyun oynanır. Simsimden sonra eğlenceye halay çekmeyle devam edilir. Yöremizde oynanan halay oyunları şunlardır:


    a) Sallama


    b) Tek Ayak


    c) Çift Ayak


    d) Üç Ayak


    e) Ekinci





    Ayrıca düğünlerde ( Köylerde) Kadı oyunu, deve oyunu ve bunun gibi isimlerde piesvari oyunlarda oynanır.

    İlçemizin genel olarak en meşhur yemeği ramazan aylarında fırınlarda pişirilen Keşkek yemeğidir bundan başka yöremize özgü yapılan yemekler şunlardır.


    a) Pıtı


    b) Perişka


    c) Tirit


    d) Erişte


    e) Oğmaç


    f) Buğdaydan yapılan Ugut


    g) Ahlat dövmesi ile Buğday kavurgasından öğütülerek yapılan Kavut ( Ayranı ve Pelazası )


    h) İri tarhana


    ı) İnce Tarhana


    i) Yarma Çorbası ( Ayranlı )'dır.





    Ayrıca bayramlarda, düğünlerde yağmur duasında Bulgur pilavı (Etli) yapılır. İlçemizin Şeyhyunus Köyünde, her 7 yılda bir 7 Büyük baş hayvan kurbanı yapılması gelenek haline gelmiştir

    HAYVANCILIK


    İlçe ekonomisinde hem tarım hem de hayvancılık oldukça önemlidir. tarım ve hayvancılık birbirini destekler niteliktedir. İlçede toprak yapısı dördüncü jeolojik zamanda son şeklini almıştır. Arazinin %14 ünü tarım alanları, %41 inin orman %23 ünü çayır-mera ve %22 sini kullanılmayan alanlar oluşturur.


    Devrez çayı ve devrezi besleyen diğer çayların geçtiği vadilerde "sulu tarım" yapılır. Sulu tarım alanları toplam arazinin %38 inin oluşturur. İlçede geleneksel tarım yöntemleri uygulanır. Buğday, arpa, çeltik, şeker pancarı, patates, hayvancılığı destekleyen yem bitkiler, domates, biberi lahana gibi sebze ve elma, armut, şeftali, erik, ayva, kayısı, kiraz, badem, ceviz, vişne gibi meyveler yetiştirilir.


    İlçede seracılık 1998 yılının ikinci yarısında Ilgaz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın kredilendirme önderliğinde 4080 m karelik alanı kaplayan 15 adet seranın kurulmasıyla başlamış daha sonra bu alan 5700 m kareye çıkarılmıştır. Kurulan seraların %50 sinde güz dönemi "marul" üretimi yapılmakta olup çiftçi ile İlçe Tarım Müdürlüğü'nün işbirliği yapması sonucu olumlu ilerlemeler kaydedilmiştir

  6. #5
    Mustafa USTA
    T.C Vatandaşı

    *USTA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Yaş
    51
    Mesajlar
    33.034
    Teşekkür / Beğen
    Bu arada benim köyümün adı Yaylaören,eski adı Bucura,şimdiki Ilgaz'ın ilk kurulduğu yer yani...




  7. #6
    Emirhan SERKUŞ
    Emir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Yaş
    38
    Mesajlar
    7.992
    Teşekkür / Beğen
    ellerine sağlık usta gitmek nasip olur umarım

    id=008

  8. #7
    Ahmet GÜLŞEN
    Dikenli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Yaş
    30
    Mesajlar
    303
    Teşekkür / Beğen
    Yakışır Çankırıma İllede 18

  9. #8

    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    350
    Teşekkür / Beğen
    Usta bide ılgaz mı yapsak

  10. #9
    Ozan KOÇ
    ozzy_kc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Yaş
    30
    Mesajlar
    34
    Teşekkür / Beğen
    Alıntı *USTA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu arada benim köyümün adı Yaylaören,eski adı Bucura,şimdiki Ilgaz'ın ilk kurulduğu yer yani...



    usta sen bucuralı mısın ya ? =)) benim anne tarafı bucuralı. dedem rahmetli Osman Yurtgöl.Osman Hoca yani mutlaka tanırsın =)

  11. #10

    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.105
    Teşekkür / Beğen
     
    Alıntı adigeemre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Usta bide ılgaz mı yapsak
    beybazarına gitmiyekmi

  12. Beğeni sokullu18 liked this post

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •